The Half-Lintel Mar
Bu işaret, bir kapının var olduğunu ama henüz tamamlanmadığını değil, bilerek tamamlanmadığını anlatır; üstte duran taş bir niyetin, iki yandaki sütunlar bir iradenin hala ayakta olduğunu fısıldarken, alt kısmın bilinçli biçimde boş bırakılması, geçişin fiziksel değil zihinsel bir eylem olduğunu, insanın bir eşiği aşmadan önce kendisiyle yüzleşmesi gerektiğini hatırlatır. Half-Lintel, ritüellerde ya da içsel dönüşüm anlatılarında, “geçmek istiyorum” diyen ama henüz neyi geride bırakacağını tanımlayamayan bilinç halini sembolize eder; çünkü bu işaret, kapıdan geçeni korumaz, yönlendirmez, zorlamaz, yalnızca durdurur ve soruyu sessizce ortaya koyar: Hazır mısın, yoksa sadece kaçmak mı istiyorsun?
Bu sembolün en güçlü tarafı, tamamlanmamışlığının bir eksiklik değil, bir bilinç tercihi olmasıdır; alt eşiğin yokluğu, geçmişle bağın henüz kesilmediğini, üst taşın ağırlığı ise kararın hafife alınamayacağını anlatır ve bu ikisi birlikte, insanı ne ileri iter ne de geri çağırır, sadece arada tutar. The Half-Lintel Mark, zamanın askıya alındığı anlarda ortaya çıkar; bir hayat evresinin kapanmak üzere olduğu, fakat yenisinin henüz tanımlanmadığı dönemlerde, kişinin kendini “arada” hissettiği, hiçbir yere tam ait olamadığı o sessiz boşlukta titreşir ve tam da bu yüzden en çok farkındalık taşıyan sembollerden biridir.
Bu işaretle karşılaşan kişi için mesele bir kapıyı geçmek değildir; mesele, kapıya ihtiyaç duyup duymadığını anlamaktır, çünkü Half-Lintel, geçişi mümkün kılan değil, geçiş arzusunu sınayan bir eşiktir ve bu sınavdan geçenler, çoğu zaman kapının ötesine değil, kendi merkezlerine doğru ilerler.

Yorumlar
Yorum Gönder