Mühürlü Kapı
Bazı kapılar vardır ki önünden defalarca geçersin, taşını tanırsın, dokusunu ezberlersin, üzerindeki oyukları, çatlakları, zamana direnen izleri fark edersin ama yine de o kapının aslında neyi sakladığını tam olarak anlayamazsın; çünkü mühürlü kapılar, sadece kapalı oldukları için değil, insanın henüz içeri girmeye hazır olmadığı şeyleri temsil ettikleri için sessizdir ve bu sessizlik, en gürültülü uyarıdan bile daha öğreticidir.
Mühürlü kapı antik dünyada basit bir fiziksel engel değildir; o kapı, bilginin herkese ait olmadığını, her gerçeğin her bilinç için aynı anda açılmayacağını, acele eden zihnin kapıyı zorlayabileceğini ama arkasında bulacağı şeyle baş edemeyeceğini anlatan kadim bir uyarıdır. Tapınakların en diplerinde, yeraltı geçitlerinin sonunda, mezar odalarının arka duvarlarında karşımıza çıkan bu kapılar, “yasak” kelimesinden çok “hazırlık” kavramıyla ilgilidir; çünkü mühür, dışarıda tutmak için değil, içeridekini korumak için konur.
İnsan zihni de böyledir aslında; herkes her bilgiyi bilmek ister, her sırrı duymaya heveslidir, ama kimse o bilginin taşıyacağı yükü, o sırrın dönüştüreceği hayatı hesaplamak istemez. Mühürlü kapı tam burada durur ve şunu fısıldar: Bilgi bir ödül değil, bir sorumluluktur; içeri girdiğinde artık eskisi gibi çıkamayacağın bir eşiktir. Bu yüzden kapının üzerindeki semboller genellikle net değildir, okunmaz, çözülemez; çünkü sembolün amacı anlaşılmak değil, caydırmak, düşündürmek, durdurmaktır.
Antik metinlerde bu kapıların zorla açıldığı her anlatı, bir bedelle sonuçlanır; ya akıl parçalanır, ya düzen bozulur, ya da açan kişi kendi içindeki dengeyi yitirir. Çünkü mühürlü kapı, dış dünyaya değil, insanın kendi iç katmanlarına açılır; oradan geçen kişi sadece bilgiyle değil, kendisiyle de yüzleşmek zorunda kalır. Karanlık bir geçitte durup kapıya bakan insan aslında şu soruyla karşı karşıyadır: “Gerçeği gerçekten istiyor muyum, yoksa sadece merakımı mı tatmin etmek istiyorum?”
Modern insan bu sembolü çoğu zaman yanlış okur; mühürlü kapıyı engel sanır, yasak olarak algılar, aşılması gereken bir problem gibi görür. Oysa kapı bir sınavdır, sabrın, olgunluğun, içsel disiplinin ölçüsüdür. Bekleyebilen, durabilen, acele etmeyen kişi için mühür zamanla anlam kazanır; kapı kendiliğinden açılmaz belki ama kapının önünde duran insan değişir ve bazen mesele kapının açılması değil, artık açılmasına gerek kalmamasıdır.
Mühürlü kapı bu yüzden hem korkutucu hem öğreticidir; karanlıkta durur ama kaosu değil düzeni temsil eder, kapalıdır ama reddetmez, sadece şart koşar. Ve belki de en kadim mesajı şudur: Her bilgi herkes için değildir, her hakikat her anda taşınamaz ve insan bazı kapıların ardına ancak kendini mühürlerinden arındırdığında geçebilir.
Bu yüzden mühürlü kapıya bakarken asıl soru “Bu kapı neyi saklıyor” değil, “Ben bu kapıdan geçmeye hazır mıyım?” sorusudur; çünkü kapılar nadiren dışarıdan, çoğu zaman içeriden açılır.

Yorumlar
Yorum Gönder